40 metrekarelik evi 22 bin TL’ye tek başına yaptı

İstanbul’un stresinden kaçıp Balıkesir’in bir dağ köyüne yerleşen Ahmet Çakır, tek başına bir ev inşa etti ve artık burada yaşıyor. Evinin bahçesinde tarım yapıyor, doğanın içinde uyuyup, uyanıyor. Peki ama herkes bunu yapabilir mi? Bu işin püf noktalarını, olumlu, olumsuz her yönünü Milliyet Emlak için konuştu.
İstanbul’da doğup, büyüyüp, büyükşehir stresini iliklerinize kadar yaşayıp, burayı terk ediyorsunuz ve şimdilerde kendi yaptığınız evde bir köy hayatı yaşıyorsunuz. Bize biraz kendinizi anlatır mısınız?

1980 yılında İstanbul’da doğum ve büyüdüm. Çocukluğumda bilgisayara karşı büyük bir merak ve ilgi duyardım. İlk bilgisayarıma, 11 yaşında sahip oldum.

Bilgisayar tutkum çok erken yaşlarda, bu konulardan para kazanmamı sağlamaya başladı. Ortaokuldan sonra ekonomik özgürlüğümü ilan ettim. Bilgisayar ve teknoloji merakım, zaman içinde ar-ge çalışmalarına başlamama vesile oldu. İlk faydalı model patent başvurumu 18 yaşımda yaptım.
17 Ağustos depreminde İstanbul kriz merkezinde gönüllü olarak görev aldım. Afet Koordinasyon Merkezi kurulunca, 19 yaşında İstanbul valiliğine sözleşmeli sistem danışmanlığı yapmaya başladım.

Aynı yıllarda bir reklam ajansında bilgi işlem uzmanı olarak çalışıyordum. 8 yıllık reklam ajansı deneyiminden sonra, kendi dijital ajansımı kurdum. Bilişim ve reklam konularında tümleşik hizmetler veriyorduk. İstanbul’da yaşayan ve teknoloji meraklısı biri olarak doğayı hiç tanımıyordum.

2017 yılında hiç beklemediğim bir anda, doğuştan kalp kapakçığımın 3 parçalı olması gerekirken, 2 parçalı olduğunu öğrendim. Acil ameliyat olmam gerekiyordu, ameliyattan sonra sağlığın ne kadar önemli olduğunu çok net bir şekilde anlamıştım. Daha fazla hayallerimi ertelemek istemediğime kadar verdim ve yeni bir hayata merhaba demek için şehirden ayrıldım.

Sizi bu hayata yakınlaştıran en büyük neden neydi?
Doğa ve doğal yaşam arzusu diyebilirim. Uzun yıllar hem sahip olduğum şirketler, hem yaptığım danışmanlıklar neticesinde çok yorucu ve yıpratıcı süreçler yaşadım. Sürekli olarak yaşama dair yeni hayallerim oluyor ve yapılacaklar listesi uzadıkça uzuyordu. Üstümdeki sorumluluklar ve idealizasyonlar neticesinde sürekli hayallerimi ertelemek zorunda kalıyordum. Fakat hayat hızla akıp gitmeye devam ediyordu. Bu kararı vermemin en büyük tetikleyicisi geçirdiğim açık kalp ameliyatı oldu.
Özellikle metropol şehirlerde yaşayanların alışık olduğu bir konfor alanı var. Bunu bırakmak bazı insanlar için çok kolay değil. Bu sizi zorlayan bir süreç oldu mu?
Doğa ile tanıştıktan sonra konfor alanımdan uzaklaşmaya başlamıştım zaten. Kendime doğal yaşamı hedef olarak koyduktan sonra, kendimi bu hayata hazırlamak için girişimlerim oldu. Şehir yaşamından koparıyordum, fakat bir yandan deneyim kazanmak istiyordum.

Fakat hedefiniz net olunca, istemediğiniz bir yaşamı devam ettirmek çok zor oluyor. İstanbul’da artık nefes alamaz hale gelmiştim. Sürecin dolmasına 2 ay kala daha fazla dayanamayarak şehirden ayrıldım. Başlangıç için bilinçli olarak çok zorlu bir süreç seçtim, kendimi zorlamak istedim.

Bunu insanlara hatırlatmak istedim. Hayatı boyunca araştırma geliştirme yapmış ve atölye çalışmalarına meraklı bir insan olduğum için çeşitli konularda kendimi geliştirme fırsatım olmuştu. Bilişim teknolojileri uzmanı ve reklamcı biri olarak, daha önce hiç ev yapımı konusunda bilgim yoktu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir